Av. Cihat Demirbağ Hukuk ve Arabuluculuk Ofisi | İstanbul

Menü

İletişime Geçin

Blog Yazıları

Av. Cihat Demirbağ Yazar: Av. Cihat Demirbağ

Hocaların Hocası Prof. Dr. Halil CİN'in Ardından

Hocaların Hocası Prof. Dr. Halil CİN'in Ardından

Bu Makaleyi Paylaş

 

Başsağlığı Mesajı

Av. Arb. Cihat DEMİRBAĞ · İstanbul Barosu · Arabulucu

Hocamı, Prof. Dr. Halil Cin'i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Bugün pek çok hukuk fakültesinde kürsüde bulunan öğretim üyelerinin de hocası olması nedeniyle çevresinde daha üniversite yıllarımdan beri "hocaların hocası" diye anılırdı; bana gösterdiği yakınlığı ve kıymetli sohbetlerini hep hatırlayacağım. Ailesine, sevdiklerine ve kendisini tanıyan herkese başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun.

Değerli hocamla birbirimizi severdik. Bir gün derste "intizar" kelimesinin anlamını sordu; kimisi "beddua, ah" diye cevaplayınca, ben "beklemek" dediğimde bir anda bana döndü. Kelimenin Arapça kökenini açarak anlattım: örneğin "muntazar haklar", beklenen haklar anlamına gelir ve kökü "intizar"dır, dedim. "Hatta eski türkülerde "Ah leyli ne hal intizarım…" diye Hazreti Müslüm Gürses'in seslendirdiği bir uzun hava vardır; aslında "ah, geceleri ne hallerde beklemekteyim" der, ama halkın çoğu artık bu anlamı bilmez." dedim. Sonra aramızda "itimat ile mutemet" — yani itimat edilen — ve "intizar-muntazar" gibi kök akrabalığı taşıyan kelimeler üzerine kısa bir sohbet geçti; bu da osmanlıcayı bilen hocanın dikkatini iyice çekti. Beni imam hatip mezunu sanmıştı, öyle olmadığımı öğrenince şaşırdı. Bu dil ve kavram donanımım onun hoşuna gitmişti. Sonraki süreçlerde benimle daha fazla ilgilendiğini fark ettim.

Sonraki yıl, üniversiteye yeni gelen birinci sınıf öğrencilerinin "Hukuka Giriş" isimli ilk dersine girdiği sırada kapısı açıktı. Tevafuk o ki, ben de o sırada oradan geçiyordum. Kapının önünden geçtiğimi görünce bana seslendi — üniversite yıllarında hep gömlek giyer, zaman zaman kravat da takardım; hocanın bana hep "Cihat Bey" diye hitap etmesinin bu görünümden mi, yoksa bu edebi sohbetlerden dolayı mı olduğunu açıkçası hiç öğrenemedim. Bizim zamanımızda hocaya karşı saygı ve edep çıtası daha yüksek gibiydi. Halil Hoca o an kapıdan seslendi: "Cihat Bey, bir bakar mısınız?" Sınıfa girdiğimde beni öğrencilere tanıttı ve doğrudan bir teklifte bulundu: "O günkü Hukuka Giriş dersinin ilk bölümünü sen anlat, ben de biraz dinleneyim" dedi ve en arka sıraya geçip oturdu, kürsüyü tamamen bana bıraktı.

O gün bir holdingde çalışırken hukuk fakültesine kaydolma kararımı, bu kararın kendi işlerime ve aile işlerime nasıl yansıdığını, gelecek için kurduğum planları; hukukçuluk kararımı, ceza hukukunu, Türk hukukunu, Roma ve İslam hukukunu ve öz olarak Türk insanının iktibas edilen kanunları bu hengamede nasıl da kendimize uydurduğumuzu sınıfa anlattım. Beklenmedik biçimde profesyonel bir hoca edası bulmuştum kendimde. O dersin, ileride hukuka duyduğum bağlılığın temellerinden birini oluşturduğunu bugün geriye dönüp baktığımda daha net görüyorum. Bana "seneye de bu ilk girişi sen ver" dedi. Ve gerçekten, mezun olmadan önceki son sınıfımda da yeni gelen arkadaşların bu ilk dersine beni soktu. Şimdi vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş olarak, bana bu unutulmaz anıyı iki kez yaşatarak miras bıraktığını fark ediyorum.

Geride Bıraktığı

Halil Cin'in ardında bıraktığı, yalnızca kitap sayfalarında değil, önünden geçen binlerce hukuk öğrencisinin zihninde de yaşıyor. Türk hukuk tarihini sistemli biçimde öğretilebilir bir çerçeveye kavuşturan çalışmaları, bugün de fakültelerde okutulmaya devam ediyor. Bir üniversitenin kurumsal kimliğini inşa etmek, bir mesleğin tarihini yazıya dökmek ve bu ikisini aynı ömre sığdırmak kolay değildir; Halil Cin bunu başardı.

Bir Hukuk Adamının Ardından: Prof. Dr. Halil Cin

Bazı hocalar dersle sınırlı kalır, bazıları ise bıraktıkları izle bir mesleğin kimliğini şekillendirir. Prof. Dr. Halil Cin, ikinci gruptandı. 1942 yılında Mersin'in Gülnar ilçesinde doğan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olup aynı fakültede doktorasını tamamlayan Cin, otuz yedi yaşında profesörlüğe, kırk yaşında rektörlüğe yükselerek Türk akademisinde nadir görülen bir hızla ilerledi. 11 Ağustos 2026'da hayata gözlerini yumdu; cenazesi Gülnar Akbelen Mezarlığı'na defnedildi.

Bugün çeşitli hukuk fakültelerinde kürsüde bulunan pek çok profesörün kendisinden ders aldığı düşünüldüğünde, "hocaların hocası" tabirinin ona sonradan yakıştırılmış bir övgü olmadığı görülür. Bu tabir, daha öğrencilerin sıralarda oturduğu yıllarda bile ağızdan ağıza dolaşıyor, kürsüdeki adamın sıradan bir öğretim üyesi olmadığını daha o zamandan hissettiriyordu.

Kürsüden Rektörlüğe

Akademik kariyerine Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başlayan Halil Cin, sırasıyla Diyarbakır Dicle Üniversitesi ve Konya Selçuk Üniversitesi'nde rektörlük görevini üstlendi. Selçuk Üniversitesi'nde 1984-1995 yılları arasında on bir buçuk yıl süren rektörlüğü, üniversiteye kurumsal bir kimlik kazandırma çabasıyla anıldı. Bu dönem, Türk yükseköğretiminin 1982 sonrası yeniden yapılanma sürecine denk geldiği için, Cin'in yönetimi yalnızca bir kurumun değil, bir döneme ait üniversite anlayışının da izlerini taşır.

Türk Hukuk Tarihine Katkısı

Halil Cin'in akademik mirasının merkezinde Türk hukuk tarihi durur. Prof. Dr. Gül Akyılmaz ile birlikte kaleme aldığı Türk Hukuk Tarihi adlı eser, İslamiyet öncesi Türk hukukundan Osmanlı hukuk sistemine, gayrimüslimlerin statüsünden miras ve arazi rejimine kadar geniş bir alanı tek bir çatı altında toplayarak, hukuk fakültelerinde kuşaklar boyu başvuru kaynağı hâline geldi. İslam ve Osmanlı hukukunda devlet yapısı üzerine yaptığı çalışmalar, hukuk tarihçiliğini kuru bir kronoloji anlatımından çıkarıp, kurumların işleyiş mantığını açıklayan bir disipline dönüştürme çabasının ürünüydü.

Meclisten Uluslararası Tanınırlığa

Akademik kariyerinin yanında, 20. Dönem'de İçel (Mersin) Milletvekili sıfatıyla siyasete de adım atan Cin, TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanlığı yaptı; TRT Yönetim Kurulu üyeliği ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. Eğitim ve kültüre katkıları Fransız Kültür Bakanlığı tarafından "Sanat ve Edebiyat Şövalyeliği" unvanıyla, İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafından "Liyakat Nişanı" ile taltif edildi; Bakü M. Emin Rasulzade Devlet Üniversitesi kendisine fahri hukuk doktorası verdi. Akademik hayatının son döneminde Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı'nı yürüttü, KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti'nde görev aldı ve Zirve Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde misafir öğretim üyesi olarak ders vermeyi sürdürdü.