İmar Barışı Sonrasında Geriye Dönük Emlak Vergisi

İmar affı çıkartmayacağız, söylemi üzerinden bir seçim yatırımı ve mali kaynak unsuru olarak planlanarak vatandaştan önemli miktarda para toplandı ve karşılığında ise YAPI KAYIT BELGESİ verildi, bunun adına ise af değil, İMAR BARIŞI denildi.

Yapılan afişlerde devlet vatandaşı ile barışıyor diye lanse edildi.

Gelinen noktada yapı kayıt belgesi alan yerlere belediyelerden giden öncü kontrolörler, bu kez de emlak vergisi bakımından madem metrekareniz daha büyük, öyleyse geriye dönük vergi tahakkuk ettiriyoruz demeye başladılar.

Bunun hukuki dayanağı ve çerçevesini bahsedeceğim. Ancak bu tür konularda işin sosyal yanını irdelemeden de geçmek istemiyorum. Zira bu biraz da devletin vatandaşa kurduğu bir tuzak gibi görünüm vermektedir.

İMAR BARIŞI YAPILIRKEN;

  1. Bu yapıların depreme karşı riskli olup olmadığının denetimi yaptırılmadı,

  2. Vatandaşa müracaat esnasında imzalatılan evraklarla can ve mal kaybındaki sorumluluğun kendilerinde olacağı bildirildi,

  3. Mülkiyet Sorunlarına topyekün çözümler getirmediği için İmar Barışından esas faydalanması gereken yapılar barışın dışında kalarak müracaat şartlarını dahi oluşturmadılar,

  4. Son olarak da adına İmar Barışı denilen bu uygulama ile devlet, tabiri caizse vatandaşını tuzağa düşürerek bu kez de geçmişe dönük Vergi Kavgası başlatmış oldu.

Mademki bu bir barışsa barış tarihinin milat alınması gerekir. Ancak bu durumun belediyeler veya bakanlıkça açıkça istismar edildiği ortadadır.

Peki dayanakları nedir derseniz,

1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanununun 9.maddesince Mükellefiyetin Başlaması;

"Bina vergisi mükellefiyeti;

a) 33 üncü maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi,

b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi,

c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi,

Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.

Yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hale gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vukubulduğu tarihi takibeden taksitten itibaren sona erer.

Oturulması ve kullanılması kanunların verdiği yetkiye dayanılarak yasak edilen binaların vergileri, mükelleflerce keyfiyetin vergi dairesine bildirilmesi veya vergi dairesince re'sen tespit edilmesi üzerine, bu olayların vukua geldiği tarihlerden sonra gelen taksitlerden itibaren, bu hallerin devam ettiği sürece alınmaz."

şeklinde açıklanmıştır.

İlgili maddede de geçen 33. maddeyi değerlendirdiğimizde ise;

"Madde 33 - Vergi değerini tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir:

1. Yeni bina inşa edilmesi (Mevcut binalara ilâveler yapılması veya asansör veya kalorifer tesisleri konulması yeni inşaat hükmündedir.)

2. Bir binanın yanması, yıkılması suretiyle veya sair sebeplerle tamamen veya kısmen harabolması veya binada mevcut asansör veya kalorifer tesislerinin kısmen veya tamamen kaldırılması;

3. Bir binanın kullanış tarzının tamamen değiştirilmesi veya bir binanın ikamete mahsus mahallerinden bir kısmının dükkân, mağaza, depo gibi ticaret ve sanat icrasına mahsus mahaller haline kalbedilmesi, (Bu hükmün uygulanmasında bir apartmanın her dairesi bir bina sayılır ve tadil sebebi, yalnız kullanış tarzı tamamen veya kısmen değiştirilen daire için geçerli olur.)

4. Arazinin hal ve heyetinde değişiklik olması:

a) Arazinin fidanlandırılması veya ağaçlandırılması, bağ haline getirilmesi;

b) Fidanlı, ağaçlı veya kütüklü bir arazinin tarla haline getirilmesi veya gelmesi;

c) Tarım yapılan bir arazinin tabiî bir âfet veya arıza sebebiyle veya sair sebepler yüzünden tarıma elverişsiz hale gelmesi.

d) Tarım yapılmıyan bir arazinin tarıma elverişli hale getirilmesi,

e) Arazinin parsellenmek suretiyle arsalar haline getirilmesi.

5. Bir binanın mütemmimi durumunda olan arazinin mütemmimlik durumundan çıkması veya bir arazi ve arsanın bina mütemmimi durumuna girmesi.

6. Bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi (Araziden bir kısmının istimlâk edilmesi de ifraz hükmündendir.)

7. Müteaddit arazi ve arsaların tek bir arazi ve arsa haline getirilmesi veya müteaddit hisselere ayrılmış olan bir binanın bütün hisselerinin birleştirilmesi,

8. Herhangi bir sebep yüzünden bir şehir, kasaba veya köyün tamamında devamlı olmak üzere bina veya arazinin değerlerinde % 25 i aşan oranda artma veya eksilme olması."

Tüm maddelerin değerlendirmesinin sonucu olarak, yapı kayıt belgesi alınan yerler için eğer daha önce bina bildirimi yapılmamış ise geriye dönük emlak vergisi alınabileceği, emlak vergisi bildirimlerinin süresinde verilmemesi durumda Vergi Usul Kanununun 352/II-4 üncü maddesi uyarınca ikinci derece usulsüzlük cezası kesilebileceği, emlak vergisi bildiriminin süresinde verilmemesi nedeniyle mükellefiyetin başlangıç yılı için idare tarafından yapılacak tarhiyat sırasında kesilecek ikinci derece usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezasının karşılaştırılıp, hangisi fazla ise o cezanın kesilmesi mümkün olacaktır.

Yapı kayıt belgesi alınan yerler için daha önce emlak beyannamesi verilmemiş ise 2017 yılından geriye dönük en fazla beş yıl için emlak vergisi de istenebilmesi mümkündür.