5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na Göre Nakil Araçlarına Elkonulması ve Nakil Araçlarının Alıkonulması

Bilindiği üzere 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesinde taşınmaz, hak ve alacaklara el koyma koruma tedbirinin uygulanmasına ilişkin şartlar düzenlenmiştir.

Bu elkoyma; İlgili maddede belirtilen suçların işlendiğine ve taşınmaz, hak ve alacakların bu suçların işlenmesiyle elde edildiğine dair somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunması halinde mümkün olacaktır.

Maddenin 2. fıkrasında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu(KMK)’nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlarda yukarıda belirtilen şartların gerçekleşmesi kaydıyla taşınmaz, hak ve alacaklara el koyma koruma tedbirinin uygulanabileceği belirtilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/4 maddesinde ise kara, deniz ve hava ulaşım araçlarına el koyma tedbirinin bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle söz konusu araçlarda el koyma yapılırken elinde tutan kişinin zilyetliği sona erdirilmemektedir.

5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 10/1 maddesinde de araçlara, bu araçların nakil vasıtası olarak kullanılması durumunda elkonulması tedbiri düzenlenmiştir. Maddede elkoymanın CMK’nın 128/4 hükmüne ( motorlu araç siciline şerh vermek suretiyle ) göre yapılacağı düzenlenmiştir. CMK’da düzenlenen elkoymada araçların suçtan elde edilmesi gerekiyor iken, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda nakil aracı olarak kullanılması durumunda elkoyma ile ilgili esaslar düzenlenmiştir. Her iki elkoyma tedbirine karar verilmesi için de kuvvetli şüphe şartı vardır. Suçun işlendiği hususundaki somut delillere dayalı kuvvetli şüphe her iki elkoyma tedbirinde ortak olmakla birlikte ( KMK’nın 9/1 maddesi elkoymanın şartlarıyla ilgili olarak da CMK’ya atıf yapmaktadır.) CMK’ya göre elkoymada aracın suçtan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe, KMK’ya göre elkoymada nakil aracı olarak kullanıldığına dair kuvvetli şüphe gerekmektedir.

Kuvvetli şüphe ise doktrinde elkoyma tedbirinin tatbikine karar verildiği anda mevcut olan delillere göre kişinin fail veya suç ortağı olarak suçu işlediğine ilişikin yüksek ihtimal olarak değerlendirilmiştir.

Elkoyma koruma tedbirinin uygulanmasına ilişikin karar soruşturma evresinde hakim(sulh ceza hakimi), kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilecektir. Gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığında ise cumhuriyet savcısı kararıyla, cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı durumda ise kolluk amirinin yazılı emriyle elkoyma yapılabilecektir.

Taşınmaz, hak ve alacağın mülkiyetinin şüpheli ya da sanığa ait olması gerekir, üçüncü kişiye ait olup şüpheli veya sanığın zilyetliğinde bulunması halinde ise üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı önem arzedecektir, üçüncü kişinin mülkiyet iddiasında bulunup talepte bulunması halinde bu kişinin malen sorumlu olarak dinlenmesi ve iyiniyetli olduğunun kabulü halinde iadeye karar verilmesi gerekmektedir.

NAKİL ARAÇLARININ ALIKONULMASI (5607 Sayılı Kanun 10/2-3)

Yukarıda da belirtildiği üzere KMK’nın 10/1 maddesinin CMK’nın 128/4 maddesine yaptığı yollama uyarınca nakil araçlarına elkoyma motorlu araç siciline şerh vermek suretiyle yapılmaktadır.

KMK’nın 10/2 maddesi, bazı durumlarda elkoymanın aracın alıkonulması suretiyle gerçekleşeceğini hükme bağlamıştır. Bu şartların gerçekleşmesi durumunda araç zilyedinden alınıp alıkonulacaltır. Bu şartlar; nakil aracının KMK’nın 13/1-a kapsamında olması ( suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma veya kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halidir. Araç sahibinin, aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içerisinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma konusu beklenmeksizin araç, tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır.

Burada aracın zilyedinin elinden alınıp fiilen elde tutulmasının üç durumda olacağı öngörülmüştür.

  • Nakil aracının suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat bulundurması ve eşyanın bunun içerisinde saklanmış veya taşınmış olması

Burada önem arzeden husus zula diye tabir edilen kısımda eşyanın taşınmış olmasıdır.

Arama ve elkoyma kararı verilen bir araçta zulanın bulunması ancak eşya olmaması halinde ise bu araçla ilgli olarak alıkoyma kararı verilemez.

Hangi şekildeki taşıma biçimlerinin gizli tertibat kabul edileceği ise teknik çalışmayı gerektirmekte olup otobüsteki doğal boşluğun basit bir şekilde örtülmesi ya da dışarıdan da görülebilen ve miktar ve hacim itibariyle ağırlıklı bölümü oluşturmayan ilave deponun gizli tertibat kabul edilmemesi hususunda Yargıtay’ın kararları mevcuttur.

  • Aracın Türkiye’de Sicile Kayıtlı Olmaması

Burada aracın müsadere edilmesi durumunda, müsaderenin konusuz kalmasını engellemek amacıyla getirilmiş bir düzenleme söz konusudur.

Alıkonulan araçların teminat verilip teslim alınmaması halinde tasfiye edileceğine ilişkin düzenleme ile ilgili olarak deniz taşıt araçlarında ayrıksı bir durum vardır. Bu araçların, sahiplerince ya da donatanlarınca teslim alınmaması halinde muhafaza ve zorunlu bakım giderleri sahiplerince ya da donatanlarınca karşılanmak kaydıyla tasfiye yoluna gidilmez.

  • Soruşturma veya Kovuşturma Devam Ederken Tekrar Kaçakçılık Suçunun İşlenmesinde Kullanılması

Her ne kadar böyle bir durumda tekerrür hükümleri uygulanamıyor olsa da bir aracın sürekli olarak kaçakçılık suçuna hasredilmesinin ve suçun meslek haline getirilmesinin önüne geçilmek istenmiştir.

Kaçak eşyanın, taşıma yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması halinde veya naklinin bu aracın kullanılmasını gerekli kılması halinde de aracın müsadere edilmesi hükme bağlandığından böyle bir aracın da alıkonulması gerekecektir. Ağırlıklı bölümü ifadesi Yargıtay’ın müsatakar uygulamasında taşıma kapsasitesinin en az yarısı olarak değerlendirilmiştir.