Deprem Afeti Nedeniyle İdari Yargıda Açılacak Tazminat Davaları

Yasal Dayanak;

İdari yargıda tazminat davaları, 1982 Anayasa’sının 125. maddesinin son fıkrası; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ve 2577 sayılı İYUK’nun 2. Maddesinde yer verilen idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından tam yargı davası açılabileceğine ilişkin hükümler dayanak teşkil etmektedir.

İdari yargılamadaki tam yargı davalarının esinlenmesi ve gelişmesi Borçlar Kanundaki kusur ve kusursuz sorumluluktan dayanmaktadır.

Kusur Sorumluluğunda;

  1. a) Fiil (eylem veya eylemsizlik)
  2. b) Hukuka aykırılık
  3. c) Zarar
  4. d) İlliyet bağı
  5. e) Kusur (hizmetin kötü, geç işlemesi veya hiç işlememesi)

İdari yargıda, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan tam yargı davalarında idarenin tazmin borcunun doğması için ortada bir zararın ve zarara yol açan idareye yüklenebilir bir eylemin bulunması, zararla eylem arasında nedensellik bağının kurulması ve hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk esaslarına göre idare hukukuna özgü tazmin sebeplerinin olması gerekmektedir.

İdarenin Tazmin Sorumluluğunun Bulunmadığı Haller;

İdarenin sorumlu tutulabilmesi için zarara yol açan işlem veya eylemin idare tarafından yapılmış olması gerektiğine göre,

a)zarar gören kişilerin eyleminden,

  1. b) üçüncü kişilerin eyleminden,
  2. c) zorlayıcı sebeplerden (mücbir sebepler)

ileri gelen zararların idareye tazmin ettirilemeyeceği, dolayısıyla bu gibi durumlarda idarenin hukuki sorumluluğunun bulunmadığı yine idari yargı kararlarında kabul edilmiş bir idare hukuku ilkesidir.

Bu durumda, Zarar, münhasıran depremden kaynaklanmışsa idarenin sorumluluğundan söz etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır. (deprem olan yerde bütün yapılar yıkılması veya ağır hasar alması bunun göstergesi olarak görebiliriz)

Somut olarak örneklendirilirse, imar mevzuatı kapsamında, yapı stoğu standartlara ve yönetmeliğe uygun, zemin etüdü yapılmış yerde uygun kat yüksekliğinde inşaat ruhsatı verilmiş, projeye uygun statikle yapıldıktan sonra yapı kullanma izin belgesi verilmiş bir yapının, depremde yıkılması depremin yıkıcı derecede şiddetli olması sonucunda idareye kusur atfedilemez çünkü mücbir sebep vardır.

Diğer taraftan, zararın zorlayıcı sebep dışında idare tarafından ağırlaştırıldığının yargı yerince saptanması durumunda zararın ağırlaşan, artan kısmı bakımından kusuru gözönünde tutularak idarenin tazminle sorumlu tutulması gerekmektedir.

İdarelerin Tazmin Sorumluluğu;

Bir yerin imara ve yapılaşma açılması hukuken imar planı ile olacağından bu aşamadaki Plan yapımı sürecinde jeolojik açıdan veriler elde edilmiş mi, yerleşim açısından sakınca olup olmadığını gösteren zemin etüt raporu düzenlenip düzenlenmediği, planlama ilkelerine göre imara açılması gereken bir yer olup olmadığı, imar planına göre yapı ruhsatı verilip verilmediği, yapı sahibinin belediye tarafından verilen ruhsata ve projeye uygun yapı inşasının denetlenip denetlenmemesinden kaynaklı ilgili Belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları bulunmakta olup, bu aşamalardaki hukuka aykırı iş ve işlemlerden kaynaklı kusur sonucu oluşan gerek ölümlü gerekse maddi ve manevi zararın tazmini için idari yargıda Belediye Başkanlığı’na karşı tazminat davası açılması açılması gerekir.(Depremin bulunduğu iller Büyükşehir statüsünde ise planlama ilkelerine göre ilçe belediye ve büyükşehir belediyesine karşı dava birlikte açılabilir)

Ruhsatsız Kaçak Yapılarda Depremden Kaynaklı Meydana Gelen Zararlarda;

Bu yapılarda imar ve yapı mevzuatına ilişkin hiçbir hususun araştırılmasına gerek yoktur. Çünkü hukuken olmaması gereken bir yapı kaçak olarak yapılmıştır. Bu yapılarda deprem nedeniyle oluşacak ölümlü veya maddi zararda kişinin kendi kusuru illiyet bağını keseceği düşüncesiyle tazminat davalarının reddine ilişkin kararlar verildiği gibi Belediye’nin görev ve yetkisi kapsamında idarenin denetim kapsamında olması nedeniyle depremden önce bu yapının mühürlenip, yıkım kararı verilmesi halinde zararın doğmayacağı düşüncesi ile tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin kararlarda verilmektedir.

Bu nedenle, kusurlu kurum ve kişilerin tespit edilmesi için dava konusu zararın meydana gelmesindeki etkenin bulunması gerekmektedir. Yani, ölen, yıkılan, zarar gören tazminata konu olayın oluş şeklinin ve sebebinin öğrenilmesi sonucunda tazminat dilekçesinin hukuki gerekçesinin oluşturularak idari yargıda dava açılması davanın kısa sürede ve isabetli olarak sonuçlanmasını sağlayacaktır.

Zarar Görenin (Yapı Sahibi) veya Müteahhidin Eyleminden Kaynaklı Sorumluluk

Zarar görenin eyleminin zararın doğmasında başlıca etken olduğu hallerde idarenin sorumluluğu bulunmamaktadır. Kiriş kesilmesi, sonradan ruhsata aykırı kaçak kat yapılması gibi - idarenin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu sebeplere göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da dahil olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye Başkanlığı’na karşı idari yargıda tazminat davası açılabilecektir. Yapı Müteahhidin eyleminden kaynaklı zararlar ise adli yargının konusu olup, asliye hukuk mahkemesinde tazminat davasına konu yapılması gerekmektedir.

Dava Açma Süresi;

İdari yargıda, idari eylemden kaynaklı oluşan zararlara karşı 2577 sayılı İYUK’nun 13. Maddesi uyarınca kusuru bulunan idarelere dava açmadan önce zararın giderilmesi istemiyle Bir yıl içinde zorunlu olarak idari merciye başvuru yapılması gerekir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, 60 gün içinde dava açılması gerekir.