Arabulucunun Seçilmesi

Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir (HUAK m. 14). Taraflar, arabulucunun bir üçüncü kişi ya da kurum tarafından seçimi gibi başka bir usul belirtmemişlerse, arabulucu veya arabulucuları birlikte seçeceklerdir.

Arabuluculuk faaliyeti, “amaca özel, geçici ya da bireysel (ad-hoc)” diyebileceğimiz usul veya “kurumsal (institutional)” usul ile yürütülebilen bir faaliyettir. Arabuluculuk kurumunun uygulandığı tüm ülkelerde sistem
iki usul ile de yürütülmektedir. Bu konuda örneğin, 1990 yılında kurulan Londra İngiltere merkezli Centre for Effective Dispute Resolution (CEDR), Roma İtalya merkezli ADR Center, Nijmegen Hollanda merkezli ACB Mediation ve Paris Fransa merkezli Center for Mediation and Arbitration of Paris siteleri incelenebilir. Söz konusu ülkelerde kurumsal arabuluculuk sistemi, arabuluculuk kurumunun uygulanabilir olması, yerleşmesi ve gelişmesi için getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kurumsal arabuluculuğu, bir çerçeve kanun olması dolayısıyla, özel olarak ayrıntılı bir şekilde düzenlememiştir; ancak, yasaklamadığı da kesindir. HUAK m. 14 hükmünde yer alan “Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.” ifadesindeki “başkaca bir usul” ile anlatılmak istenen usullerden birisi de kurumsal arabuluculuktur. Kurumsal arabuluculuk hizmeti veren merkezler, hukuki uyuşmazlıklarını arabuluculuk yolu çözmek isteyen taraflar kendilerine başvurduklarında en basit anlatımla onlara rehberlik yaparlar. Öncelikle bir sekreterya hizmeti verirler, daha sonra onlara uyuşmazlığın niteliğine göre yeterliklerini ve uzmanlıklarını akredite ettikleri bir arabulucu tavsiye ederler ve gerekiyorsa onlara görüşme standartlarına uygun bir fiziki toplantı imkânı sunarlar. Bu hizmetleri karşılığında merkezlerinde görev alan arabuluculardan da kendisine başvuran taraflardan da belirli bir aidat ve/veya ücret alabilirler. Tüm bunları çok katı olmayan “merkez arabuluculuk kuralları” çerçevesinde yürütürler, ayrıca var ise iç hukuk düzenlemeleri de her zaman geçerlidir. Kurumsal arabuluculuk uygulamaları sayesinde hukuki uyuşmazlık yaşayan tarafların bir arabulucu üzerinde anlaşabilmelerinin kolaylaştırılması, arabuluculuk kurumunun Türkiye’de yerleşmesine ve daha çok arabuluculuk uygulaması yapılmasına imkân sağlayacaktır. Adliyelerde kurulan arabuluculuk büroları da bu kapsamda kurulmuştur. Bununla birlikte, arabulucuların kendi aralarında birleşerek kurdukları arabuluculuk merkezleri de vardır ve bu merkezler adliye arabuluculuk bürolarından farklı olarak daha kaliteli hizmet sunulması bakımından hep bir yarışın içinde olacaklardır. Bu durum da özellikle ticari uyuşmazlıkların arabuluculuk yöntemiyle çözülmesinde önem arz edecektir.